İş kazası, meslek hastalığı, trafik kazası veya bir saldırı sonucunda yaralanan kişinin çalışamaması, hem sosyal güvenlik hem de tazminat ve ceza hukuku bakımından sonuç doğurur. Kişinin çalışamadığı süreyi ve çalışma gücündeki kalıcı kaybı gösteren belgeler, uygulamada genel olarak “iş göremezlik raporu” diye anılır. Ancak bu ad altında hukuki niteliği ve düzenleyeni farklı birkaç rapor bulunur.
Bu yazıda geçici iş göremezlik (istirahat) raporu ile sürekli iş göremezlik raporunun nasıl alındığı, hangi hakları doğurduğu, bunlara nasıl itiraz edileceği ve ceza yargılamasındaki adli rapordan farkı ele alınmaktadır.
KISA CEVAP
- Geçici iş göremezlik raporu, SGK’nın yetkilendirdiği hekim veya sağlık kurulunca verilen ve çalışılamayan süreyi gösteren istirahat raporudur (5510 sayılı Kanun m. 18).
- İş kazasında prim şartı aranmadan her gün için, hastalıkta doksan gün prim şartıyla üçüncü günden itibaren ödenek verilir; ödenek yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayakta tedavide üçte ikisidir (5510 sayılı Kanun m. 18).
- Meslekte kazanma gücü en az yüzde 10 azalan sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanır; tam iş göremezlikte gelir aylık kazancın yüzde 70’idir (5510 sayılı Kanun m. 19).
- Kayıp oranına karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna, ardından iş mahkemesine başvurulur (5510 sayılı Kanun m. 95).
- Ceza yargılamasında yaralama cezası istirahat süresine göre değil, adli rapordaki tıbbi bulgulara göre belirlenir (TCK m. 86, 87, 89).
Geçici iş göremezlik raporu
Tanım ve düzenleyen
Geçici iş göremezlik, sigortalının hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya analık nedeniyle geçici bir süre çalışamamasıdır. Bu durum, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından alınan istirahat raporuyla belgelenir (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 18). Rapor, muayene sonucunda hekim tarafından elektronik ortamda düzenlenir ve SGK sistemine kaydedilir. Tek hekim tarafından verilebilecek rapor süresi ve hangi durumlarda sağlık kurulu raporu gerektiği SGK mevzuatında ayrıca düzenlenmiştir.
Geçici iş göremezlik ödeneği
İstirahat raporu, koşulları varsa sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenmesini sağlar. Hizmet akdiyle çalışan sigortalılar bakımından 5510 sayılı Kanun m. 18 şu kuralları öngörür:
- İş kazası veya meslek hastalığı: İstirahat raporunda gösterilen her gün için ödenek verilir; prim gün sayısı şartı aranmaz.
- Hastalık: İş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, iş göremezliğin üçüncü gününden itibaren her gün için ödenek verilir.
- Analık: Doğumdan önceki bir yılda en az doksan gün prim bildirimi şartıyla, doğumdan önceki sekiz ve sonraki on altı haftalık sürede çalışılmayan günler için ödenek verilir.
Ödenek tutarı, günlük kazancın yatarak tedavide yarısı, ayakta tedavide üçte ikisi olarak hesaplanır. Birden fazla neden birleşirse en yüksek ödenek verilir. Kendi nam ve hesabına çalışanlara ise ödenek yalnızca iş kazası, meslek hastalığı veya analık hâlinde; prim ve prime ilişkin borçların ödenmiş olması şartıyla, yatarak tedavi süresince veya bu tedavinin gereği olarak verilen istirahat süresinde ödenir.
Uygulamada izlenecek adımlar
- Sigortalı, SGK ile sözleşmeli bir sağlık hizmeti sunucusunda muayene olur ve istirahat raporu alır.
- İşveren, raporlu sürede sigortalının çalışmadığını SGK’ya elektronik ortamda bildirir. Bu bildirim yapılmadan ödenek hesaplanamaz.
- Ödenek, SGK tarafından sigortalının banka hesabına veya anlaşmalı bankaya ödenir. Ödemenin durumu e-Devlet üzerinden SGK hizmetlerinde izlenebilir.
Raporlu dönemde çalışıldığının tespit edilmesi hâlinde ödenek ödenmez; ödenmişse geri istenir. Gerçeğe aykırı rapor düzenlenmesi ise ayrıca suç oluşturur: Gerçeğe aykırı belge düzenleyen hekim veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; belge kişiye haksız menfaat sağlar veya kamunun zararına sonuç doğurursa resmî belgede sahtecilik hükümleri uygulanır (TCK m. 210/2).
İş kazasının bildirilmesi
İş kazası nedeniyle verilen istirahat raporunun ödeneğe dönüşebilmesi için olayın SGK’ya iş kazası olarak bildirilmesi gerekir. Hizmet akdiyle çalışan sigortalı bakımından işveren, kazayı o yer kolluğuna derhâl, SGK’ya ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde iş kazası bildirgesiyle bildirmekle yükümlüdür (5510 sayılı Kanun m. 13). Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse süre, kazanın öğrenildiği tarihten başlar. Kendi nam ve hesabına çalışan sigortalı ise kazayı, rahatsızlığının bildirime engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içinde ve her hâlde bir ayı geçmemek üzere kendisi bildirir.
SGK, bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağını belirlemek için soruşturma yapabilir. Gerçeğe aykırı bildirim nedeniyle yapılan ödemeler, bildirimde bulunanlardan geri alınır. Bu nedenle kazanın oluş şeklini gösteren tutanakların, tanık beyanlarının ve ilk müdahaleye ilişkin sağlık kayıtlarının saklanması, hem ödenek hem de ileride açılabilecek tazminat davası bakımından önem taşır.
Sürekli iş göremezlik raporu
Meslekte kazanma gücü kaybı
İş kazası veya meslek hastalığı sonucunda kalıcı bir sağlık sorunu ortaya çıkarsa, sigortalının meslekte kazanma gücü kaybı oranı belirlenir. SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca düzenlenen raporlar Kurum Sağlık Kurulunca incelenir ve meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığı tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanır (5510 sayılı Kanun m. 19/1).
Gelir, kayıp oranına göre hesaplanır:
- Sürekli tam iş göremezlikte aylık kazancın %70’i oranında gelir bağlanır.
- Sürekli kısmi iş göremezlikte tam iş göremezlik geliri hesaplanıp kayıp oranı kadarı ödenir.
- Sigortalı başka birinin sürekli bakımına muhtaçsa gelir bağlama oranı %100 olarak uygulanır.
Gelir bağlandıktan sonra yeniden tedavi gerekirse, kayıp oranı yeni sağlık kurulu raporlarına göre tekrar belirlenir (m. 19/2).
İtiraz ve dava yolu
Meslekte kazanma gücü kaybı oranına ilişkin Kurum kararına itiraz edilmesi hâlinde durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır (5510 sayılı Kanun m. 95). Yüksek Sağlık Kurulu kararına karşı da iş mahkemesinde dava açılabilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, Yüksek Sağlık Kurulu kararının kural olarak Kurumu bağladığını, ancak diğer ilgililer bakımından bağlayıcı olmadığını; bu karara itiraz edilmesi hâlinde incelemenin Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılması gerektiğini belirtmiştir. Daire, Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulu ile Yüksek Sağlık Kurulu veya üniversite raporları arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulu tarafından giderilmesi gerektiğini vurgulamış ve sürekli iş göremezlik derecesi bu usule göre belirlenmeden karar veren mahkeme hükmünü bozmuştur (Yargıtay 10. HD, E. 2016/18398, K. 2019/3825, T. 24/4/2019). Aynı kararda, sigortalının işverene karşı açtığı tazminat davasında alınan raporun, SGK’nın taraf olmadığı rücu davası bakımından kesin hüküm oluşturmadığı da belirtilmiştir.

Ceza yargılamasındaki adli rapordan farkı
Saldırı veya trafik kazası sonucu yaralanan kişi hakkında ceza soruşturmasında düzenlenen adli rapor, iş göremezlik raporundan farklı amaç taşır. Adli rapor, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) kasten ve taksirle yaralama hükümlerinde aranan ölçütleri belirlemeye yöneliktir: Yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği, kemik kırığı bulunup bulunmadığı ve derecesi, yaşamı tehlikeye sokan bir durumun oluşup oluşmadığı, duyu veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflayıp zayıflamadığı gibi (TCK m. 86, 87, 89).
1/6/2005’te yürürlükten kalkan 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu, yaralama suçlarında cezayı mağdurun “iş ve güçten kalma” süresine göre belirliyordu. 5237 sayılı Kanun bu ölçütü terk etmiştir. Bu nedenle bugün ceza miktarını istirahat süresi değil, adli rapordaki tıbbi bulgular belirler. Bununla birlikte istirahat raporu, mağdurun maddi zararının ve kazanç kaybının ispatı bakımından ceza dosyasında da delil olarak kullanılabilir.
Tazminat davalarındaki yeri
Haksız fiil sonucu yaralanan kişi, sorumlulardan bedensel zararının tazminini isteyebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 54’e göre bedensel zarar özellikle tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları kapsar.
Bu kalemlerin hesabında iki tür rapor kullanılır:
- Geçici iş göremezlik süresi: Kişinin iyileşme döneminde çalışamadığı süreyi gösterir; bu süredeki kazanç kaybının hesabında esas alınır.
- Sürekli iş göremezlik (maluliyet) oranı: Kalıcı kaybın oranını gösterir; aktüerya bilirkişisi tarafından yapılan çalışma gücü kaybı hesabında esas alınır.
Trafik ve iş kazası tazminat davalarında maluliyet oranı genellikle mahkemece Adli Tıp Kurumundan veya üniversite hastanelerinin sağlık kurullarından alınan raporla belirlenir. Raporların hangi yönetmelik ölçütlerine göre düzenlendiği ve kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata uygun olup olmadığı, itiraz edilebilecek başlıca hususlardır.
Sıkça Sorulan Sorular
İstirahat raporu her durumda ödenek almayı sağlar mı?
Sağlamaz. Hastalık nedeniyle alınan raporlarda doksan günlük prim şartı aranır ve ödenek üçüncü günden itibaren başlar. İş kazası ve meslek hastalığında ise prim şartı aranmaz ve her gün için ödenek verilir.
Özel hastaneden alınan rapor geçerli midir?
SGK tarafından yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucularından alınan raporlar ödenek için geçerlidir. Yetkilendirilmemiş bir kurumdan alınan rapor, ödenek bakımından SGK’ca kabul edilmeyebilir; ancak tazminat davalarında delil olarak değerlendirilebilir.
Meslekte kazanma gücü kaybı oranına nasıl itiraz edilir?
Kurum kararına karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz edilir; bu kurulun kararına karşı iş mahkemesinde dava açılabilir. Mahkeme, uyuşmazlığı Adli Tıp Kurumundan alacağı raporla çözer.
Saldırı sonucu yaralanan kişi istirahat raporu almalı mıdır?
Adli rapor ceza soruşturması için yeterlidir. Ancak çalışılamayan sürenin ve kazanç kaybının ispatı için istirahat raporunun ayrıca alınması, ileride açılacak tazminat davası bakımından yararlıdır.
Sonuç
Geçici iş göremezlik raporu çalışılamayan süreyi, sürekli iş göremezlik raporu ise çalışma gücündeki kalıcı kaybı gösterir ve her ikisi de SGK yardımları ile tazminat hesabının dayanağıdır. Meslekte kazanma gücü kaybı oranına karşı önce Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz edilir, uyuşmazlık iş mahkemesinde Adli Tıp Kurumu raporlarıyla çözülür. Ceza yargılamasında ise belirleyici olan istirahat süresi değil, adli rapordaki tıbbi bulgulardır. Somut duruma ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
İlgili yazılar: Heyet Raporu Nedir? Ceza Davası ve İnfazda Nasıl Alınır?
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
