Bir kişinin evinin içinin gizlice görüntülenmesi, özel bir anının izinsiz kaydedilmesi veya bu kayıtların sosyal medyada paylaşılması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 134’te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Suç, Anayasa’nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesiyle güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını korur. Akıllı telefonlar ve sosyal medya nedeniyle uygulamada en sık rastlanan suçlardan biri hâline gelmiştir. Bu yazıda suçun üç görünümü, rızanın etkisi ve yargılamaya ilişkin pratik hususlar ele alınmaktadır.
KISA CEVAP
- Kişinin özel hayatının gizliliğini ihlal etmek bir yıldan üç yıla, bu ihlali görüntü veya ses kaydıyla yapmak iki yıldan altı yıla kadar hapis gerektirir (TCK m. 134/1).
- Özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etmek iki yıldan beş yıla kadar hapis gerektirir; rızayla çekilmiş görüntünün rıza dışında paylaşılması da bu kapsamdadır (TCK m. 134/2).
- Rıza yalnızca verildiği kapsamla sınırlıdır; on beş yaşından küçük çocuğun rızası hukuka uygunluk sebebi değildir (Yargıtay CGK, E. 2013/551, K. 2014/311).
- Suç şikâyete bağlıdır ve uzlaştırma kapsamındadır; şikâyet süresi fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır (TCK m. 139).
- Kayıtların savcılığa veya mahkemeye delil olarak sunulması ifşa sayılmaz; sosyal medyada paylaşılması ise bu amacı aşar.
Özel hayat kavramı
Kanun “özel hayat” kavramını tanımlamamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında özel hayat; kişinin yalnızca kapalı kapılar ardındaki yaşantısıyla sınırlı olmayan, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken ve kişinin dilediğinde başkalarına açabileceği yaşam olayları ve bilgilerinin tamamı olarak tarif edilmektedir. Kişinin cinsel hayatı, sağlık bilgileri, aile içi ilişkileri, evi ve aracı gibi özel alanları bu kapsamdadır.
Kamuya açık alanda bulunan kişi de belirli ölçüde korunur. Herkesin görebileceği bir yerde bulunmak, kişinin sürekli izlenmesine, gizlice takip edilip günlük hareketlerinin kayıt altına alınmasına rıza gösterdiği anlamına gelmez. Bir olayın özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken yalnızca fiziki ortama değil; kişinin toplumdaki konumu, mesleği, davranışları ve müdahalenin derecesine de bakılır.
Suçun üç görünümü
Gizliliğin ihlali (m. 134/1, birinci cümle)
Kişinin özel hayatının gizliliğini herhangi bir yolla ihlal etmek, suçun temel şeklidir. Örneğin perdesi aralık bir evin içini sürekli gözetlemek veya kişinin özel hayatına ilişkin bilgileri gizlice öğrenip başkalarına açıklamak bu kapsamda değerlendirilebilir. Ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.
Görüntü veya ses kaydı (m. 134/1, ikinci cümle)
Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi, cezayı bir kat artırır. Gizli kamera yerleştirilmesi, kişinin bilgisi olmadan özel bir anının telefonla kaydedilmesi veya ses kayıt cihazıyla özel konuşmaların dinlenmesi bu nitelikli hâle örnektir. Ceza iki yıldan altı yıla kadar hapistir.
İfşa (m. 134/2)
Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüntülerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanır. Kaydın hukuka uygun mu yoksa suç işlenerek mi elde edildiği önemli değildir; rızayla çekilmiş bir görüntünün rıza dışında paylaşılması da bu suçu oluşturur. İlişki sona erdikten sonra eski partnerin mahrem görüntülerinin paylaşılması tipik örnektir.
İfşa suçunun konusu yalnızca görüntü ve sestir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, katılanın işyeri bilgisayarından girdiği müstehcen sitelerin adres bilgilerini sosyal medyada paylaşan sanık hakkında, ortada katılanın görüntüsü veya sesi bulunmadığından eylemin m. 134/2 değil, özel hayata ilişkin bilgilerin açıklanması niteliğinde m. 134/1 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 12. CD, E. 2017/2364, K. 2018/2535, T. 07.03.2018).
| Hâl | Ceza |
|---|---|
| Gizliliğin ihlali (m. 134/1) | 1 – 3 yıl hapis |
| Görüntü veya ses kaydı suretiyle ihlal (m. 134/1) | 2 – 6 yıl hapis |
| Görüntü veya seslerin ifşası (m. 134/2) | 2 – 5 yıl hapis |
| Kamu görevlisi tarafından görev yetkisi kötüye kullanılarak veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlenmesi (m. 137) | Ceza yarı oranında artırılır |

Rızanın etkisi
Kişinin kendi özel hayatına ilişkin kayda veya paylaşıma rıza göstermesi, kural olarak suçu ortadan kaldırır (TCK m. 26/2). Ancak rıza yalnızca verildiği kapsamla sınırlıdır: Kayda rıza gösterilmesi, kaydın paylaşılmasına da rıza gösterildiği anlamına gelmez.
Rızanın geçerli olması için kişinin rıza açıklama ehliyetinin bulunması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, on beş yaşından küçük mağdurenin rızasıyla çıplak görüntülerini cep telefonuyla kaydeden sanık hakkında, on beş yaşını tamamlamamış çocuğun bu konuda mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkı bulunmadığından rızasının hukuka uygunluk sebebi oluşturmayacağına ve eylemin m. 134/1 kapsamında suç oluşturduğuna karar vermiştir. Kararda, on beş ila on sekiz yaş arasındaki ayırt etme gücüne sahip çocukların rızasının ise hukuka uygunluk nedeni olabileceği belirtilmiştir (Yargıtay CGK, E. 2013/551, K. 2014/311, T. 10.06.2014). Çocuklara ait müstehcen görüntüler bakımından ayrıca TCK m. 226/3’teki ağır hükümler uygulanır.
Hukuka uygunluk sebepleri
Haber verme hakkı. Basının, kamuoyunu ilgilendiren konularda haber vermesi, haberin gerçek ve güncel olması, kamu yararı taşıması ve haber ile veriliş biçimi arasında orantı bulunması şartıyla hukuka uygundur. Haberle ilgisi olmayan mahrem görüntülerin yayımlanması bu hakkın sınırını aşar.
Delil sunma. Özel hayata ilişkin kayıtların Cumhuriyet savcılığına veya mahkemeye delil olarak sunulması, ifşa suçunu oluşturmaz. Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu, başka türlü delil elde etme imkânının bulunmadığı anda kayda alması da Yargıtay uygulamasında belirli şartlarla hukuka uygun kabul edilmektedir. Ancak bu kaydın sosyal medyada paylaşılması, delil sunma amacını aşar.
Benzer suçlardan ayrımı
| Suç | Konu |
|---|---|
| Haberleşmenin gizliliğini ihlal (m. 132) | Kişiler arasındaki mesaj, e-posta ve yazışmalar |
| Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (m. 133) | Aleni olmayan konuşmaların taraflardan birinin rızası olmadan dinlenmesi veya kaydedilmesi |
| Kişisel verilerin kaydedilmesi, verilmesi veya ele geçirilmesi (m. 135-136) | Kişiyi belirlenebilir kılan veriler |
| Özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134) | Özel hayata ilişkin görüntü, ses ve bilgiler |
Aynı eylem birden fazla suçu oluşturabilir; örneğin bir kişinin telefonuna girilerek özel fotoğraflarının alınıp paylaşılması, bilişim sistemine girme ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını birlikte gündeme getirir.
Soruşturma ve yargılama
Şikâyet ve uzlaştırma. Suç şikâyete bağlıdır (TCK m. 139). Şikâyet, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır. Şikâyete bağlı olduğundan suç uzlaştırma kapsamındadır (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/1-a); soruşturma aşamasında dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
Görevli mahkeme ve zamanaşımı. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Dava zamanaşımı süresi, temel şekil ve ifşa bakımından sekiz yıl, kayıt suretiyle işlenen nitelikli hâl bakımından on beş yıldır (TCK m. 66/1-d, e).
Erişim engeli. İfşa edilen görüntülerin internetten kaldırılması için, ceza soruşturmasından bağımsız olarak, özel hayatın gizliliğini ihlal eden içeriklere ilişkin 5651 sayılı Kanun m. 9/A’daki başvuru yolu kullanılabilir. Kişilik hakkı ihlali nedeniyle sulh ceza hâkimliğinden erişim engeli istenmesine imkân veren 5651 sayılı Kanun m. 9, Anayasa Mahkemesinin 11/10/2023 tarihli, E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve iptal 10/10/2024’te yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle diğer içerikler bakımından asliye hukuk mahkemesinden ihtiyati tedbir istenmesi yoluna gidilebilir.
Tazminat ve kişisel verilerin korunması
Ceza yargılamasından bağımsız olarak mağdur, kişilik haklarının ihlali nedeniyle failden maddi ve manevi tazminat isteyebilir (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58). Mahrem görüntülerin geniş bir kitleye ulaştığı olaylarda manevi tazminat miktarı, yayılmanın boyutu, mağdurun sosyal ve mesleki hayatına etkisi gözetilerek belirlenir. Dava, asliye hukuk mahkemesinde açılır; ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararı, hukuk mahkemesinde güçlü bir delil niteliği taşır.
Görüntü veya sesin bir şirket, site yönetimi ya da işyeri tarafından kaydedildiği durumlarda, ayrıca 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu devreye girer. Veri sorumlusuna başvuru yapılabilir, cevap verilmemesi veya başvurunun reddi hâlinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyette bulunulabilir. Kurulun verdiği idari para cezası, ceza yargılamasını ve tazminat talebini etkilemez.
Uygulamada dikkat edilecek hususlar
Delil. Paylaşımın bağlantısı, tarih ve saat bilgisi ile paylaşan hesabın kullanıcı adı ekran görüntüleriyle kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıtlar, içerik kaldırılmadan önce alınmalıdır. Paylaşımın ulaştığı kişi sayısını gösteren görüntülenme, beğeni ve yeniden paylaşım bilgileri de tazminat miktarının belirlenmesinde önem taşıdığından saklanmalıdır.
Süre. Altı aylık şikâyet süresi, paylaşımın ve paylaşanın öğrenildiği tarihten işlemeye başlar. Kimliği belirsiz hesaplarda, kimlik tespitinin zaman alacağı dikkate alınarak şikâyet geciktirilmemelidir.
Şimdi ne yapılmalı? Görüntüleri izinsiz kaydedilen veya paylaşılan kişi, delilleri koruma altına aldıktan sonra Cumhuriyet başsavcılığına şikâyette bulunmalı ve eş zamanlı olarak erişim engeli talebinde bulunmalıdır. Hakkında şikâyette bulunulan kişi ise rızanın varlığını ve kapsamını gösteren yazışmaları korumalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Karşı tarafın rızasıyla çekilen fotoğrafı paylaşmak suç mudur?
Evet, paylaşım için ayrıca rıza yoksa. Çekime rıza, paylaşıma rıza anlamına gelmez; rıza dışında paylaşım m. 134/2 kapsamında suç oluşturur.
Kendi evimde kendi güvenliğim için kamera kullanmak suç mudur?
Kendi konutunda güvenlik amacıyla kamera kullanmak kural olarak suç değildir. Ancak kameranın başkasının konutunu veya özel alanını görüntüleyecek şekilde yerleştirilmesi suç oluşturabilir.
İşverenin çalışma alanına kamera koyması suç mudur?
Çalışanların bilgilendirildiği, meşru bir amaca dayanan ve ölçülü kamera kullanımı kural olarak suç oluşturmaz. Soyunma odası veya tuvalet gibi mahrem alanların görüntülenmesi ise özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur.
Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Evet. Suç şikâyete bağlı olduğundan, hüküm kesinleşinceye kadar yapılan ve sanığın kabul ettiği vazgeçme davayı düşürür.
Sonuç
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu; gizliliğin ihlali, kayıt yoluyla ihlal ve görüntü veya seslerin ifşası olmak üzere üç görünüm taşır ve en hafif hâlinde bile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Rıza suçu ortadan kaldırabilir; ancak rızanın kapsamı, mağdurun yaşı ve rıza açıklama ehliyeti ayrıca değerlendirilir. Şikâyet süresi ile erişim engeli başvurusunun birlikte yürütülmesi, mağdurun korunmasında belirleyicidir. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
