5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 3. maddesi, mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceğini düzenler. Bu sayfada CMK 3. madde metni, açıklaması, kanun gerekçesi ve maddeyle ilgili Yargıtay kararlarından alıntılar yer alıyor.
1. Kanun Metni
Görev
Madde 3 – (1) Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.
(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/6 md.) (Mülga: 2/7/2018-KHK/700/159 md.)
CMK m. 3 (mevzuat.gov.tr, son kontrol: 7 Ekim 2026)
2. CMK 3. Madde Açıklaması

Ceza davalarında görev ve yetki ayrı konulardır. Görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını belirler: asliye ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesi ya da çocuk mahkemesi gibi. Yetki ise davaya hangi yerdeki mahkemenin bakacağını belirler. CMK’nın 3. maddesi görevle ilgili temel kuralı koyar ve mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceğini söyler.
Bu kural Anayasa’daki iki güvencenin ceza yargılamasındaki karşılığıdır. Anayasa’nın 37. maddesine göre hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz (kanuni hâkim güvencesi). 142. maddesine göre mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri kanunla düzenlenir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir; taraflar anlaşarak görevli mahkemeyi değiştiremez.
Görevi belirleyen kurallar CMK’da değil, başka kanunlarda yer alır. Temel düzenleme 5235 sayılı Kanun’dur. Bu Kanun’a göre ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarla kanunda sayılan bazı suçlara ağır ceza mahkemesi, geri kalanlara asliye ceza mahkemesi bakar (5235 s. K. m. 11 ve 12). Görev belirlenirken cezanın üst sınırı esas alınır (m. 14). Çocuk mahkemeleri gibi özel mahkemeleri görevlendiren kanunlar ve vali, hâkim, Cumhuriyet savcısı gibi belirli sıfattaki kişilerin yargılanacağı merciyi gösteren özel düzenlemeler de vardır (örneğin 4483 sayılı Kanun m. 13, 2802 sayılı Kanun m. 90).
Görevli olmayan mahkemenin yaptığı işlemler, yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında hükümsüzdür (CMK m. 7). Görev kuralının sonradan değişmesi, görevsiz mahkemenin verdiği kararın zamanaşımına etkisi ve görev kurallarının idari kararlarla ilişkisi konularındaki Yargıtay kararlarından alıntılar aşağıdadır.
Maddenin 2009’da eklenen ikinci fıkrası 2018’de 700 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün yalnızca birinci fıkra yürürlüktedir.
3. Kanun Gerekçesi
Kanunun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası Hükümet Tasarısı’nın 3. maddesine karşılık gelir. Kanundaki (2) numaralı fıkra 2009’da 5918 sayılı Kanunla eklenmiştir; tasarıda ve gerekçede yer almaz.
Kamu davasını gören merci, elbette ki, mahkemedir. Türk sisteminde de mahkemelerle ilgili hususlar mahkemeler teşkilâtı hakkındaki kanunlarda yer almalıdır. Burada sadece mahkemelerin görevleri ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin, genel hükümler arasında yani soruşturma ve kovuşturma evrelerine ortak Birinci Kitabın Birinci Kısmında yer almış bulunmasının nedeni, böylece Cumhuriyet savcılarının da yetkisinin dolayısıyla belirlenmiş olmasıdır. Maddede “madde bakımından yetki” türü düzenlenmiş olup, bu hükümle Anayasanın 142 nci maddesindeki ilke de ayrıca vurgulanmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Tasarısı, madde 3 gerekçesi
4. Emsal Kararlar
Aşağıdaki alıntılar kararların metninden aynen aktarılmıştır; kararın tamamı için künyesiyle karararama.yargitay.gov.tr adresinden arama yapılabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2010/8-242, K. 2010/265, T. 21.12.2010
TC Anayasası’nın 142. maddesinde, mahkemelerin görevlerinin yasayla belirleneceği düzenlenmiştir.
(…) Yargılama yasalarının zaman bakımından uygulanmasında asıi olan, yasa değişikliklerindeki geçici düzenlemelerde aksi belirtilmiş olmadıkça, derhal uygulama “hemen uygulama” ilkesinin geçerli olmasıdır. Bu ilke uyarınca usul işlemleri, yapılacağı sırada yürürlükte bulunan yargılama yasası hükümlerine tabi olacaktır.
(…) Bu durumda, silah kaçakçılığı suçundan yargılanan sanık hakkındaki hükmün, hüküm tarihinde görevli olan asliye ceza mahkemesince 10.11.2006 tarihinde verilmiş bulunduğu somut olayda; bu suçla ilgili olarak “ağır ceza mahkemesini” görevli kılan 5728 sayılı Yasa’nın, hüküm tarihinden sonra, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması karşısında, verildiği tarihteki usul hükümlerine göre geçerli bulunduğunda duraksama yaşanmayan hüküm, sırf görevsiz mahkemece verildiğinden bahisle bozulamaz.
(…) 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi’nin 07.10.2010 gün ve 9133-11307 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, sair hususlar da incelenerek bir karar verilmesi için Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.12.2010 günü yapılan müzakerede oyçokluğu ile karar verildi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/452, K. 2019/630, T. 24.10.2019
Aksinin kabulü, ağır ceza merkezlerinde görev yapan tüm Cumhuriyet savcılarının Yargıtayın görevli ceza dairesinde yargılanması sonucunu doğuracak olup bu durumun kanun koyucunun Yargıtay Dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmalarının tali ve istisnai nitelikte olduğu yönündeki amacı ile bağdaşması mümkün değildir.
(…) Birinci sınıfa ayrılmadığı anlaşılan sanık …’ün Osmaniye Cumhuriyet savcısı olarak görevli olduğu sırada ve görevi nedeniyle suç işlediğinin iddia edilmesi üzerine hakkında inceleme ve soruşturma başlatıldığı, bu aşamada Elazığ’a Cumhuriyet savcısı olarak atanan sanığın, son soruşturmanın açılması kararının verildiği 22.05.2017 tarihinde bu görevde bulunduğu, sanığın, son soruşturma kararının verildiği tarihte, suç yeri itibariyle yetkili ve kanunda istisnai olarak belirlenen özel kural gereğince kendisini yargılamakla görevli bulunan Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyetine dahil olmadığı gibi birinci sınıfa da ayrılmadığı, bu nedenle sanık hakkındaki yargılama yetki ve görevinin Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi olduğu kabul edilmelidir.
(…) 1- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19.07.2018 tarihli ve 30-18 sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 427-306 sayılı görevsizlik kararının KALDIRILMASINA,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/404, K. 2023/536, T. 18.10.2023
5271 sayılı CMK’nın “Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri” başlıklı 7. maddesi, “Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre; dava zamanaşımını kesen mahkûmiyet kararının görevsiz mahkemece verilen mahkûmiyet kararı olduğunu söylemek mümkün değildir.
(…) Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 18.12.2012 yılında gerçekleştirildiği iddia edilen eylemle ilgili olarak, suç tarihinde vali olan sanık hakkında 4483 sayılı Kanun’un 12 ve 13. maddeleri uyarınca soruşturma yapmaya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekilinin yetkili ve görevli olması, yine kovuşturma yapmaya yetkili ve görevli mahkemenin Yargıtay’ın ilgili Ceza Dairesi olması, yetkisiz ve görevsiz Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile CMK’nın 7. maddesi uyarınca görevsiz mahkemece verilen mahkûmiyet kararının dava zamanaşımını kesmeyeceği de göz önüne alındığında görevsiz Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının hukuki değerden yoksun olduğu,
(…) 1- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 07.06.2023 tarihli ve 2-3 sayılı sanık hakkında dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle açılan kamu davasının düşmesine ilişkin verilen hükmün ONANMASINA,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/11446, K. 2012/13265, T. 04.06.2012
Gereği görüşüldü; Anayasanın 37/1. maddesi uyarınca; “hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” Anayasanın 142. maddesine göre de “mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulü kanunla düzenlenir.” Aynı doğrultudaki 5271 sayılı Yasanın 3/1. maddesi gereği “mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.” Aynca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi uyarınca; “her şahıs, … kanuni bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının dinlenmesini isteme hakkına sahiptir.” Belirtilen yasal düzenlemeler, demokratik ve hukuka bağlı bir devlet düzeninde kişiler için bir güvence olarak öngörülen ‘doğal/yasal yargıç’ ilkesinin ve “adil yargılanma hakkının” bir gereğidir.
(…) Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yukarıda sözü edilen kararlarıyla Bağcılar Adliyesinin Bakırköy Adliyesiyle birleştirilmek üzere kapatılmasına ve Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesinden devren gelen işlerin Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verilmesine karşın, 5187 sayılı Basın Yasasının 27/2. maddesinde, basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu kanunda öngörülen suçlara ilişkin yetkili mahkemenin özel olarak düzenlenerek, bir yerde birden fazla asliye ceza mahkemesinin bulunması durumunda 2 numaralı mahkemenin bu tür suçlarda yetkili olacağına ilişkin özel yetki kuralı getirilmesi ve mahkemelerin birleştirilmesine ilişkin idari kararların yasadan kaynaklanan yetki hükmünü ortadan kaldıramayacağı gözetilerek, görev uyuşmazlığını inceleyen mercine 5187 sayılı Yasanın özel yetki kuralı uyarınca yasaya aykırı bulunan Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararını kaldırmak yerine, Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararını kaldırmış olması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY’nın 309/4-a. maddesi uyarınca; merci Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.09.2009 tarihli ve 230 değişik iş sayılı kararının YASA YARARINA BOZULMASINA,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/8511, K. 2026/2657, T. 10.02.2026
Aksi düşünüldüğünde, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı verilmesi üzerine hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36 ve CMK’nin 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup, hukuka açık ve ağır aykırılık sonucuna yol açacaktır.
(…) Bölge adliye mahkemelerinin bozma kararı verilebileceği hallere CMK’nin 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde yer verilmiştir.
(…) Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA,
İlgili yazılar: Tanımlar (CMK m.2), Re’sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık (CMK m.4). Kanunun güncel metni: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (mevzuat.gov.tr).
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir dosya için hukuki görüş yerine geçmez. Kanun metninin güncel ve resmî hâli için mevzuat.gov.tr esas alınmalıdır.
