Ceza Davası Nedir, Nasıl Açılır? Suç Duyurusundan Kovuşturmaya

Bir suçun mağduru olduğunu düşünen kişi, uygulamada çoğunlukla “dava açmak” ifadesini kullanır. Ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) sisteminde ceza davasını mağdur değil, Cumhuriyet savcısı açar. Mağdurun rolü, suçu yetkili makamlara bildirmek, soruşturmada delil sunmak ve dava açıldıktan sonra davaya katılmaktır.

Yazıda ceza davasının niteliği, suç duyurusu ve şikâyet, soruşturmanın sonunda verilebilecek kararlar, iddianamenin mahkemece incelenmesi ve davaya katılma anlatılır.

KISA CEVAP

  • Ceza davasını mağdur değil Cumhuriyet savcısı açar; bu dava kamu davasıdır (CMK m. 170/1).
  • Süreç, Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yapılan yazılı ya da sözlü suç duyurusu veya şikâyetle başlar (CMK m. 158). Avukat tutmak zorunlu değildir, harç alınmaz.
  • Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi, fiili ve failin kim olduğunu öğrenmeden itibaren altı aydır (TCK m. 73).
  • Soruşturma sonunda savcı iddianame düzenler veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK m. 170/2, 172/1).
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararına, tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğinde itiraz edilir (CMK m. 173/1).
  • İddianamenin kabulüyle kovuşturma başlar; mağdur ve suçtan zarar gören, ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar davaya katılabilir (CMK m. 237/1).

Ceza davasının niteliği: Kamu davası

CMK m. 170/1’e göre kamu davasını açma görevi Cumhuriyet savcısına aittir. Mağdurun doğrudan ceza mahkemesine başvurarak dava açabildiği “şahsi dava” usulü, önceki 1412 sayılı Kanun’da bulunmakla birlikte 5271 sayılı Kanun’a alınmamıştır. Bu nedenle bugün bütün ceza davaları kamu davası niteliğindedir.

Ceza muhakemesi iki evreden oluşur. CMK m. 2’ye göre soruşturma, suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredir. “Ceza davasının açılması”, soruşturmanın iddianameyle sonuçlanması ve iddianamenin mahkemece kabul edilmesi anlamına gelir.

Ceza davasının aşamaları: suç duyurusu, soruşturma, iddianame, mahkemenin incelemesi ve kovuşturma
Ceza davasının aşamaları

Süreci başlatan işlem: Suç duyurusu ve şikâyet

Nereye ve nasıl yapılır?

CMK m. 158 uyarınca suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan başvurular ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Başvuru yazılı olarak ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir. Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar için elçilik ve konsolosluklara da başvurulabilir.

Suç duyurusu için avukat tutulması zorunlu değildir ve harç alınmaz. Dilekçede olayın tarihi, yeri, nasıl gerçekleştiği, biliniyorsa şüphelinin kimliği ve deliller gösterilmelidir. Mesaj kayıtları, fotoğraf, tanık bilgisi ve sağlık raporu gibi deliller dilekçeye eklenebilir.

Şikâyete bağlı suçlar ve altı aylık süre

Suçların çoğunda savcılık, şikâyet olmasa da kendiliğinden soruşturma yapar. Kanunda “şikâyet üzerine” soruşturulacağı belirtilen suçlarda ise şikâyet bir soruşturma şartıdır. Basit kasten yaralama (TCK m. 86/2), hakaret (kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hariç) ve konut dokunulmazlığının ihlalinin temel şekli bu suçlara örnektir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 73’e göre şikâyete bağlı suçlarda yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar; ancak dava zamanaşımı süresini geçemez. 7/11/2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun’la eklenen cümleye göre şikâyete bağlı hakaret suçunda şikâyet süresi, her hâlde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle hakaret suçundan verilen kararı incelemiştir. Paylaşımın 2015 yılında yapıldığı, şikâyetçinin ise eylemi 2023 yılında öğrendiğini bildirdiği dosyada, öğrenme tarihinden itibaren altı ay içinde şikâyet edilmiş olsa bile sekiz yıllık olağan dava zamanaşımının dolduğunu belirlemiştir. Daire, kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken kurulan hükmü kanun yararına bozarak davanın düşmesine karar vermiştir (Yargıtay 4. CD, E. 2026/3142, K. 2026/7059, T. 15/04/2026). Karar metni aşağıdadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2026/3142, K. 2026/7059, T. 15.04.2026

4. Ceza Dairesi 2026/3142 E. , 2026/7059 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/… E., 2025/3 K. SUÇ :Hakaret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanığın hakaret suçundan cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.02.2026 tarih ve 2026/17902 sayılı istem yazısı Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “…Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar” başlıklı 73. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yer alan “(1)Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanığın … isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden müşteki …’a yönelik ”… neden kaşlarını kalınlaştırdın bu ne …” şeklindeki paylaşımı nedeniyle sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, dosyada yer alan suça konu paylaşımın yapıldığı tarihin 07.03.2015 olduğu, sanığın yargılama konusu eylemine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e bendi gereğince 8 yıllık olağan, aynı Kanun’un 67/4. maddesi uyarınca ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, müştekinin atılı suçun işlendiği 07.03.2015 tarihinden itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi içinde şikayet hakkını kullanmadığının anlaşılması karşısında, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı TCK’nın 131/1. cümlesinde, “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.” Aynı Kanun’un 73. maddesinde, “(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2)Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.” hükümlerine yer verilmiş, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesinde ise, “…Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükümleri düzenlenmiştir. İnceleme konusu somut olayda, sanığın şikayetçiye yönelik hakaret içeren paylaşımını 07.03.2015 tarihinde yapması ve şikayetçi vekili dilekçesinde eylemin 30.10.2023 tarihinde öğrenildiğine ilişkin beyanda bulunması karşısında, sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun’un 125/1-4. maddeleri uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı öngörüldüğü, suç tarihinden şikayet tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı suçtan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulması kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4.(d) maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2025 tarihli ve 2025/… Esas, 2025/3 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun’un 309/4.(d) maddesi uyarınca Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden; sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 4. Yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde karar verildi.

Soruşturma evresi

Cumhuriyet savcısı, ihbar veya şikâyet üzerine suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK m. 160/1). Savcı, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür (m. 160/2). Soruşturma kural olarak gizlidir; ancak bu gizlilik savunma haklarına zarar veremez (m. 157).

Soruşturma evresinde mağdur ve şikâyetçi, CMK m. 234 uyarınca delillerin toplanmasını isteyebilir. Ayrıca soruşturmanın gizliliğini bozmamak koşuluyla savcıdan belge örneği isteyebilir ve vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini inceletebilir. Kanunda sayılan bazı suçlarda baro tarafından ücretsiz avukat görevlendirilmesini de talep edebilir.

Soruşturmanın sonunda verilebilecek kararlar

Soruşturma sonunda savcı şu kararlardan birini verir:

  • İddianame: Toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı iddianame düzenler (m. 170/2).
  • Kovuşturmaya yer olmadığı kararı: Yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse veya kovuşturma olanağı bulunmazsa verilir (m. 172/1).
  • Kamu davasının açılmasının ertelenmesi: Üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezası gerektiren ve kanundaki diğer şartları taşıyan suçlarda verilebilir (m. 171/2).
  • Uzlaştırma ve önödeme: Kanunda sayılan suçlarda iddianameden önce uzlaştırma (m. 253) veya önödeme (TCK m. 75) yoluna gidilir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir (m. 172/1).

CMK m. 173/1’e göre suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

Sulh ceza hâkimliği itirazı yerinde bulursa savcı iddianame düzenler. İtirazı reddederse itiraz edeni giderlere mahkûm eder (m. 173/3). Bu nedenle itiraz dilekçesinin soyut değil, somut delillere dayanması önemlidir. Kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığı kararından sonra aynı fiilden dava açılabilmesi, yeni delil elde edilmesine ve sulh ceza hâkimliğinin bu yönde karar vermesine bağlıdır (m. 172/2).

İddianamenin mahkemece incelenmesi

İddianame mahkemeye verildikten sonra mahkeme, CMK m. 174 uyarınca on beş gün içinde soruşturma evrakını inceler. İddianame şu hâllerde Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir:

  • CMK m. 170’te sayılan unsurlara aykırı olarak düzenlenmişse,
  • Suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmişse,
  • Önödeme, uzlaştırma veya seri muhakeme usulüne tabi olduğu dosyadan açıkça anlaşılan işlerde bu usuller uygulanmadan düzenlenmişse,
  • İzne veya talebe bağlı suçlarda izin alınmadan veya talep olmadan düzenlenmişse,
  • On beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmadan düzenlenmişse. Bu bent, 8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanun’la eklenmiştir.

Suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez (m. 174/2). On beş günlük süre içinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır (m. 174/3). İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, başka suçların oluşup oluşmadığının araştırılmadığı ve savcılıkça keşif yapılıp bilirkişi raporu alınmadığı gerekçesiyle verilen iade kararına yönelik itirazı reddeden ağır ceza mahkemesi kararını kanun yararına bozmuştur. Daireye göre m. 174/1’deki iade sebepleri sınırlıdır; suçun hukuki nitelendirilmesi savcıya aittir ve bu hususlar yargılama sırasında toplanacak delillerle birlikte değerlendirilmelidir (Yargıtay 12. CD, E. 2022/1544, K. 2022/5247, T. 29/06/2022). Karar metni aşağıdadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/1544, K. 2022/5247, T. 29.06.2022

12. Ceza Dairesi 2022/1544 E. , 2022/5247 K. “İçtihat Metni” Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Ayvacık Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/12/2020 tarihli ve 2020/116 soruşturma, 2020/110 esas, 2020/109 sayılı iddianamenin iadesine dair Ayvacık Asliye Ceza Mahkemesinin 11/01/2021 tarihli ve 2020/167 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/05/2021 tarihli ve 2021/197 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Şüpheliler hakkında düzenlenen iddianamenin, atılı suçlara konu taşınmaz bakımından 3621 sayılı Kıyı Kanununa muhalefet suçunu oluşup oluşmadığının tartışılmaması, iddianameye konu edilen taşınmaz içerisinde bulunan bina ile ilgili olarak iki adet yapı durdurma tutanağının bulunması karşısında, şüpheliler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 203. maddesinde düzenlenen mühür bozma suçunun oluşup oluşmadığı yönünde gerekli soruşturmanın yapılmaması gerekçesiyle iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanunun 174/1.maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, anılan Kanun’un 174/2. maddesinde suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianamenin iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, yine söz konusu Kanunun 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, Somut olayda Çanakkale Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonun 10/12/2019 tarihli yazısında iddianameye konu taşınmazın 2. derece doğal sit alanında bulunduğunun belirtildiği, bu kapsamda şüphelilerin üzerine atılı suçları işlediğine dair kamu davasının açılmasına yeter şüphenin bulunduğu gibi suçun nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 10/12/2021 gün ve 94660652-105-17-24777-2021-Kyb sayılı yazılı istemlerine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/01/2022 gün ve 2021/156750 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 16/08/2018 tarihli yapı tatil zaptı ile II. derece doğal sit alanı içerisindeki 136 ada 6 parsel nolu taşınmazda izinsiz olarak tek katlı prefabrik yapı yapıldığının tespit edildiği, Çanakkale Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 10/12/2019 tarih 632 nolu kararı ile II. Derece doğal sit alanına izinsiz müdahalede bulunulduğundan bahisle suç duyurusunda bulunulduğu, şüpheliler … ve … hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından 14/12/2020 tarihli iddianamenin düzenlendiği, Ayvacık Asliye Ceza Mahkemesinin 10/11/2021 tarihli kararı ile, 3621 sayılı Kıyı Kanununa Muhalefet suçunun ve mühür bozma suçunun oluşup oluşmadığı yönünde yeterli araştırma yapılmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verildiği ve karara karşı Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz yoluna başvurulduğu, Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/197 değişik iş nolu kararı ile de; suçun hukuki nitelendirilmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceği, ancak taşınmazın II. Derece doğal sit alanında kalıp kalmadığına dair bağımsız bilirkişi incelemesi yapılmadığı, bu hususun suçun sübutuna doğrudan etki edeceği gerekçesi ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 170/2. madde ve fıkrasında “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” denilmekte olup, aynı maddenin 3. fıkrasında iddianamede hangi hususların gösterileceği sayılmıştır. Aynı Kanunun 174/1. maddesinde ise hangi hallerde iddianamenin iadesine karar verileceği açıkça belirtilmiş olup, bu konuda mahkemenin takdir hakkı bulunmamakla birlikte 174/2. maddesinde “ Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.” denilmektedir. Ayrıca 5271 sayılı CMK’nın 83. ve devamı maddelerinde keşfin, kural olarak hakim ya da mahkemece, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılacağı açıkça öngörülmüştür. Somut olayda; gecikmesinde sakınca bulunan bir halin söz konusu olmadığı, Cumhuriyet savcısı tarafından keşif yapılmamasının ve bilirkişi raporu hazırlanmamasının iddianamenin iadesi sebepleri arasında yer almadığı ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gözetilmeden, itirazın bu yönden de kabulü yerine, iddianamenin iadesi kararına itirazın reddine yönelik Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/05/2021 gün, 2021/197 değişik iş sayılı kararında bir isabet görülmemiş olup, Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Çanakkale 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 06/05/2021 gün, 2021/197 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Görevli mahkeme

İddianame, suçun niteliğine göre görevli mahkemeye hitaben düzenlenir. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 12 uyarınca ağır ceza mahkemeleri; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgili davalara bakar. Bunun yanında yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204/2), hileli iflas, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçların önemli bir kısmı ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar da cezanın miktarına bakılmaksızın ağır ceza mahkemesinin görevine girer.

Aynı Kanun’un 11. maddesine göre, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan davalara asliye ceza mahkemeleri bakar. Çocuklar hakkındaki davalar ise ayrı kanunla kurulan çocuk mahkemelerinde görülür. Yetkili mahkeme, kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Kovuşturma evresi ve davaya katılma

İddianamenin kabulüyle kovuşturma evresi başlar. Mağdur ve suçtan zarar gören, CMK m. 237 uyarınca ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabilir. Katılma, mahkemeye dilekçe verilerek veya duruşmada sözlü beyanla yapılır (m. 238). Kanun yolu aşamasında ilk kez katılma talebinde bulunulamaz.

Katılan sıfatı, davada delil sunma, tanıkların dinlenmesini isteme, karara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurma gibi haklar sağlar. CMK m. 260/1 uyarınca katılma isteği karara bağlanmamış veya reddedilmiş olanlar ile katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için de kanun yolları açıktır. Bununla birlikte duruşmalara katılarak delil sunabilmek için katılma talebinin ilk derece mahkemesinde ileri sürülmesi gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mağdur, savcılığa gitmeden doğrudan mahkemeye dava açabilir mi?

Hayır. Ceza davasını yalnızca Cumhuriyet savcısı açar. Mahkemeye verilen şikâyet dilekçesi de Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Suç duyurusundan vazgeçilebilir mi?

Şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçme mümkündür ve kural olarak davanın düşmesi sonucunu doğurur. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise vazgeçme soruşturmayı sona erdirmez.

Soruşturma ne kadar sürer?

Kanunda genel bir soruşturma süresi öngörülmemiştir. Süre, suçun niteliğine ve toplanacak delillere göre değişir. Dava zamanaşımı süresi ise soruşturma için de bir üst sınır oluşturur. Soruşturmanın durumu, dosya numarası üzerinden savcılıktan veya e-Devlet’teki UYAP hizmetinden takip edilebilir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz masraflı mıdır?

İtiraz için ayrıca harç öngörülmemiştir. Ancak itirazın reddi hâlinde itiraz eden, CMK m. 173/3 uyarınca giderlere mahkûm edilir.

Sonuç

Ceza davası, mağdurun değil Cumhuriyet savcısının açtığı bir kamu davasıdır. Mağdurun süreçteki temel araçları; suç duyurusu veya şikâyet, soruşturmada delil sunma, kovuşturmaya yer olmadığı kararına iki hafta içinde itiraz ve dava açıldıktan sonra katılmadır. Şikâyete bağlı suçlarda altı aylık şikâyet süresi ve dava zamanaşımı birlikte gözetilmelidir. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.

Kanunların güncel metni: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun (mevzuat.gov.tr).

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.