Kanuna uygun görevini yapmasını engellemek amacıyla bir kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit kullanan kişi, görevi yaptırmamak için direnme suçunu işler (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, TCK m. 265). Temel cezası altı aydan üç yıla kadar hapistir. Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz. Bu nedenle polisle tartışmanın ardından açılan dosyalar sık görülür ve sonuçları ağır olabilir.
KISA CEVAP
- Kamu görevlisine görevini yaptırmamak için cebir veya tehdit kullanmak altı aydan üç yıla kadar hapis cezası gerektirir (TCK m. 265/1).
- Fiil yargı görevi yapanlara karşı işlenirse ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir (m. 265/2).
- Kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması veya birden fazla kişiyle birlikte işlemesi cezayı üçte bir oranında artırır (m. 265/3).
- Silahla veya suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır (m. 265/4).
- Görev tamamlandıktan sonra yapılan saldırı bu suçu oluşturmaz; fiile göre yaralama veya tehdit suçu gündeme gelir.
- Görevli ve yetkili olmayan kişiye direnmek de bu suçu oluşturmaz.
Kanun metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 265/1
Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Maddenin beşinci fıkrasına göre suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun ağırlaştırılmış hâlleri gerçekleşirse, kasten yaralamaya ilişkin hükümler ayrıca uygulanır.
Suçun unsurları
Kamu görevlisi. Polis, jandarma, zabıta, icra memuru, öğretmen, doktor, hemşire ve vergi müfettişi kamu görevlisidir. Özel güvenlik görevlileri de 5188 sayılı Kanun kapsamındaki görevlerini yaptıkları sırada bu korumadan yararlanır.
Görevin kanuna uygun olması. Korunan şey kamu görevlisinin kişiliği değil, kamu görevinin düzgün yürütülmesidir. Görevli olmadığı bir işi yapmaya kalkışan kişiye karşı direnme bu suçu oluşturmaz.
Cebir veya tehdit. Görevliyi itmek, tutup çekmek, araçla üzerine sürmek veya “seni burada bırakmam” gibi sözlerle korkutmak cebir veya tehdit sayılabilir. Yalnızca bağırmak, küfretmek veya kaçmaya çalışmak tek başına direnme değildir; hakaret varsa ayrıca TCK m. 125/3-a uyarınca kamu görevlisine hakaret suçu oluşur. Bu suçu sitemizdeki “Hakaret Suçu ve Sosyal Medyada Hakaret (TCK 125)” yazısında anlattık.
Amaç. Cebir veya tehdit görevi engellemek için kullanılmalıdır. Kimlik kontrolü sırasında polisin elini itmek bu amaçla yapılmış sayılırken, işlem bittikten sonra öfkeyle yapılan saldırı farklı değerlendirilir.
Yargıtay’ın iki önemli tespiti
Bir hastanede özel güvenlik görevlisine karşı işlendiği iddia edilen olayda Yargıtay 18. Ceza Dairesi mahkûmiyet hükmünü bozmuş ve iki ilkeyi açıkça yazmıştır:
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 14.11.2017 tarihli, E. 2015/42534, K. 2017/12927 sayılı kararı
Görevli ve yetkili olmadığı halde işlem yapmak isteyen kamu görevlisine direnme halinde TCK’nın 265. maddesinde tanımlanan suç oluşmaz.
Aynı kararda görevin tamamlanmasından sonraki saldırıya ilişkin şu tespit de yer alır:
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 14.11.2017 tarihli, E. 2015/42534, K. 2017/12927 sayılı kararı
Görevin yapılmasından sonra gerçekleştirilen cebir veya tehdit TCK’nın 265. maddesinde yazılı suçu oluşturmaz. Fiilin niteliğine göre TCK’nın 86, 106. maddelerinde yazılı suçlar oluşabilir.
Bu ayrım uygulamada belirleyicidir. Görevin tamamlanmasından sonra yapılan saldırıda kasten yaralama (TCK m. 86) veya tehdit (TCK m. 106) suçları gündeme gelir. Kasten yaralama bazı hâllerde uzlaştırmaya tabidir; direnme suçu ise değildir. Kasten yaralamayı sitemizdeki Kasten Yaralama Suçu (TCK 86) yazısında anlattık.
Nitelikli hâller
| Hâl | Sonuç |
|---|---|
| Yargı görevi yapana karşı (m. 265/2) | 2 yıl – 4 yıl hapis |
| Tanınmayacak hâle gelme veya birden fazla kişiyle (m. 265/3) | Ceza üçte bir artırılır |
| Silahla veya örgütün korkutucu gücüyle (m. 265/4) | Ceza yarı oranında artırılır |
| Ağır yaralama sonuçları (m. 265/5) | Kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır |
Soruşturma ve yargılama süreci

- Tutanak: Olay genellikle kolluk tarafından tutulan tutanakla başlar. Tutanakta olayın saati, görevin ne olduğu ve cebir veya tehdidin nasıl gerçekleştiği yazılır.
- Delil: Yaka kamerası, MOBESE ve çevredeki güvenlik kamerası kayıtları ile görevlilerin darp raporları toplanır. Şüphelinin de darp raporu alması önemlidir.
- Kovuşturma: Suç şikâyete bağlı olmadığı için görevlinin vazgeçmesi dosyayı kapatmaz. İddianame asliye ceza mahkemesine verilir.
- Hüküm: Ceza iki yılın altında kalırsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkündür.
Sıkça sorulan sorular
Polisin kimlik sorduğu sırada itiraz etmek suç mudur?
Sözlü itiraz, işlemin hukuka aykırı olduğunu söylemek veya avukat istemek suç değildir. Suç, görevi engellemek amacıyla cebir veya tehdide başvurulduğunda oluşur.
Gözaltına alınırken kolunu çekmek direnme sayılır mı?
Suç, görevliye yönelen bir cebir veya tehdit gerektirir. Kelepçe takılırken kolunu kısa süreliğine çekmek gibi görevliye yönelmeyen hareketlerin bu niteliği taşıyıp taşımadığı somut olayda kamera kayıtları ve tanık anlatımlarıyla değerlendirilir. Görevliye vurmak, itmek veya tekmelemek ise suçu oluşturur.
Doktora veya hemşireye saldırı bu madde kapsamında mıdır?
Kamu hastanesindeki sağlık çalışanları kamu görevlisidir. Muayene veya tedavi sırasında görevi engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması bu suçu oluşturur.
Görevli şikâyetini geri alırsa dava düşer mi?
Düşmez. Görevi yaptırmamak için direnme suçu şikâyete bağlı değildir. Ancak aynı olayda oluşan hakaret suçu bakımından vazgeçme sonuç doğurur.
Savunmada belirleyici noktalar
Bu dosyalarda savunma çoğunlukla üç soruya dayanır: görevin kanuna uygun olup olmadığı, cebir veya tehdidin görev sırasında mı yoksa sonrasında mı gerçekleştiği ve kuvvetin görevi engelleme amacı taşıyıp taşımadığı. Kamera kayıtları ve tarafsız tanık anlatımları tutanaktaki ifadeleri doğrulamaya ya da çürütmeye yarar. Olaydan hemen sonra darp raporu alınması, şüphelinin uğradığı kuvvetin de belgelenmesini sağlar.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun.
Bu yazı, 22 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
