Kamuoyunda “ev hapsi” olarak bilinen konutu terk etmeme yükümlülüğü, tutuklama yerine uygulanabilen adli kontrol tedbirlerinden biridir. Kişi cezaevine girmez; ancak hâkimin belirlediği süre boyunca evinden çıkamaz. Bu nedenle tedbir, adli kontrol türleri arasında kişi özgürlüğünü en çok sınırlayanıdır.
Bu yazıda konutu terk etmeme tedbirinin koşulları, süresi, cezadan mahsubu, ihlalinin sonuçları, kaldırılması ve itiraz yolu ile beraat hâlinde tazminat hakkı ele alınmaktadır. Hükümlülerin cezalarını konutta çekmesi anlamına gelen “konutta infaz” ise farklı bir kurumdur ve ayrıca açıklanmaktadır.
KISA CEVAP
- Konutu terk etmeme, tutuklama nedenleri bulunduğunda tutuklama yerine uygulanabilen bir adli kontrol tedbiridir (CMK m. 109/1, 109/3-j).
- Tedbir ağır ceza dışındaki işlerde en çok iki yıl (bir yıl uzatılabilir), ağır cezalık işlerde en çok üç yıl sürer; çocuklarda süreler yarıdır (CMK m. 110/A).
- Ev hapsinde geçen her iki gün, cezadan bir gün olarak mahsup edilir (CMK m. 109/6).
- Yükümlülüğe isteyerek uymayan kişi hakkında cezanın süresine bakılmaksızın tutuklama kararı verilebilir (CMK m. 112/1).
- Tedbirin kaldırılması talebine beş gün içinde karar verilir; karara öğrenmeden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir (CMK m. 111, 268/1).
- Beraat eden kişi, kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde bir yıl içinde Tazminat Komisyonuna başvurabilir (CMK m. 141/1-l; 6384 sayılı Kanun m. 5/B).
Hukuki dayanak ve koşullar
Konutu terk etmeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 109/3-j’de sayılan adli kontrol yükümlülüklerinden biridir. Adli kontrole, CMK m. 100’deki tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde, şüphelinin tutuklanması yerine karar verilebilir (CMK m. 109/1). Başka bir deyişle tedbirin uygulanabilmesi için kuvvetli suç şüphesi ile kaçma veya delilleri karartma şüphesi gibi bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir. Kanunun tutuklama yasağı öngördüğü hâllerde de adli kontrol uygulanabilir (m. 109/2).
Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında ise davaya bakan mahkeme karar verir (CMK m. 110/1, 3). Hâkim, tedbirin içeriğini belirleyebilir; örneğin çalışma, tedavi veya duruşmaya katılma gibi zorunlu hâller için belirli saatlerde dışarı çıkılmasına izin verebilir. Tedbirin uygulanması, denetimli serbestlik müdürlüğü ve kolluk tarafından izlenir.
Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle cezaevi koşullarında hayatını yalnız sürdüremeyecek durumdaki şüpheli ile gebe veya doğum yapmasının üzerinden altı ay geçmemiş kadın şüpheli için tutuklama yerine adli kontrol kararı verilebileceği ayrıca düzenlenmiştir (CMK m. 109/4). Bu kişiler bakımından konutu terk etmeme tedbiri uygulamada sık başvurulan bir seçenektir.
Tedbirin uygulanması ve denetimi
Konutu terk etmeme kararında tedbirin uygulanacağı konutun adresi ve varsa izin verilen çıkış hâlleri açıkça gösterilmelidir. Karar, uygulanmak üzere ilgili denetimli serbestlik müdürlüğüne ve kolluğa bildirilir. Kişinin bu kurumların çağrılarına uyması ve denetimlere hazır bulunması gerekir. Uygulamada tedbirin denetimi, kolluğun konut kontrolleri yanında elektronik izleme cihazlarıyla da yapılabilmektedir.
Tedbir altındaki kişi başka bir adrese taşınmak, hastaneye gitmek veya bir duruşmaya katılmak zorundaysa, bunu önceden kararı veren hâkim veya mahkemeye bildirip izin almalıdır. İzin dilekçesinde zorunluluğun nedeni, gidilecek yer ve süre belirtilmeli, varsa belgeler eklenmelidir. Acil sağlık durumlarında ise durumun ilk fırsatta belgelenerek bildirilmesi, tedbirin ihlal edildiği iddiasına karşı önem taşır.
Tedbirin süresi
7331 sayılı Kanun’la 2021’de getirilen CMK m. 110/A, adli kontrol için azami süreler öngörmüştür:
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde: En çok iki yıl; zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde: En çok üç yıl; uzatma süresi toplam üç yılı, devlete karşı suçlar ve terör suçlarında dört yılı geçemez.
- Çocuklar bakımından: Bu süreler yarı oranında uygulanır.
Ayrıca adli kontrolün devamının gerekip gerekmediği, en geç dört aylık aralıklarla incelenir. Soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada ise mahkeme kendiliğinden karar verir (CMK m. 110/4).
Cezadan mahsup
Kural olarak adli kontrol altında geçen süre cezadan mahsup edilmez. Ancak konutu terk etmeme yükümlülüğü bu kuralın istisnasıdır: Bu yükümlülük altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır (CMK m. 109/6). Hüküm kesinleşmeden önce kişi hürriyetini sınırlayan hâllerde geçen sürelerin cezadan indirileceğine ilişkin genel kural ise TCK m. 63’te yer alır.
Örneğin yüz gün konutu terk etmeme tedbiri altında kalan ve sonunda bir yıl hapis cezası alan kişinin cezasından elli gün mahsup edilir. Mahsup, infaz aşamasında Cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenen müddetnamede gösterilir; hatalı hesaplama hâlinde infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Tedbire uyulmamasının sonuçları
Adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, verilecek cezanın süresi ne olursa olsun, yetkili merci hemen tutuklama kararı verebilir (CMK m. 112/1). Konutu terk etmeme tedbirinde izinsiz olarak evden çıkılması bu sonucu doğurabilir. Bu nedenle tedbire uyulmasını zorlaştıran sağlık, iş veya aile kaynaklı bir zorunluluk ortaya çıktığında, evden çıkmadan önce hâkimden izin veya tedbirde değişiklik istenmesi gerekir.
Tedbirin kaldırılması ve itiraz
Şüpheli veya sanık, adli kontrolün kaldırılmasını veya değiştirilmesini her zaman isteyebilir. Hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verir (CMK m. 111/1). Hâkim, yükümlülükleri tamamen veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da kişiyi bazılarından geçici olarak muaf tutabilir (m. 110/2).
Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir (CMK m. 111/2). İtiraz, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek dilekçeyle yapılır (CMK m. 268/1). Sulh ceza hâkimliği kararına karşı itirazı, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliği varsa numara olarak izleyen hâkimlik inceler.
Kaldırma veya itiraz talebinde; tedbirin uygulandığı süre, soruşturmanın geldiği aşama, delillerin toplanmış olması nedeniyle karartma şüphesinin ortadan kalkması, kişinin sağlık veya aile durumu ve daha hafif bir tedbirin (örneğin imza yükümlülüğü veya yurt dışı çıkış yasağı) yeterli olup olmayacağı gibi hususlar ileri sürülebilir.
Beraat hâlinde tazminat
2024 öncesindeki uygulama
CMK m. 141’de koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istenebilecek hâller sayılmış, ancak konutu terk etmeme tedbiri bu hâller arasında açıkça yer almamıştı. Bu nedenle konutu terk etmeme tedbiri uygulanıp sonradan beraat eden kişinin tazminat isteyip isteyemeyeceği tartışmalıydı.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu dönemde verdiği kararlarda, konutu terk etmeme ve yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirleri nedeniyle açılan tazminat istemlerinin reddi gerektiğini kabul etmiş ve kısmen kabul kararını bozmuştur (Yargıtay 12. CD, E. 2023/4542, K. 2023/2760, T. 11/9/2023). Aynı Daire, 2018-2019 yıllarında 395 gün konutu terk etmeme tedbiri altında kalan ve beraat eden kişi bakımından, tazminatın yalnızca gözaltı süresiyle sınırlandırılmasına ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını da onamıştır (Yargıtay 12. CD, E. 2024/1591, K. 2025/4410, T. 13/5/2025). 2023 tarihli kararda bir Daire üyesi, tedbirin tutuklama gibi kişi özgürlüğünü kısıtladığı ve kanun koyucunun bu süreyi cezadan mahsup ettirdiği gerekçesiyle tazminat verilmesi gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır.
7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik
2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun, CMK m. 141/1’e (l) bendini ekleyerek bu tartışmayı ileriye yönelik olarak sona erdirmiştir. Buna göre konutunu terk etmemek veya bağımlılıktan arınmak amacıyla tedavi şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi, maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebilir.
Bu istem ağır ceza mahkemesine değil, 6384 sayılı Kanun uyarınca Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yapılır (CMK m. 142/2). Başvuru, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır (6384 sayılı Kanun m. 5/B). Komisyona bu tür istemlerle 1/6/2024’ten itibaren başvurulabilmektedir.
Konutta infazdan farkı
Konutu terk etmeme adli kontrolü, hüküm verilmeden önce uygulanan bir koruma tedbiridir. Kesinleşmiş hapis cezasının konutta çektirilmesi ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 110’da düzenlenen bir infaz usulüdür. İnfaz hâkimi; kadın, çocuk veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin toplam üç yıl, yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin dört yıl, yetmiş beş yaşını bitirmiş kişilerin beş yıl ve 2025 değişikliğiyle seksen yaşını bitirmiş kişilerin altı yıl veya daha az süreli hapis cezasının konutta çektirilmesine karar verebilir. Ağır hastalık veya engellilik nedeniyle cezaevinde hayatını yalnız sürdüremeyecek hükümlüler ile doğum yapmış kadın hükümlüler için de konutta infaz imkânı bulunmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ev hapsindeki kişi işe gidebilir mi?
Kural olarak gidemez. Ancak hâkim, kararında veya sonradan yapılacak başvuru üzerine belirli saatlerde çalışma, tedavi veya eğitim amacıyla dışarı çıkılmasına izin verebilir.
Ev hapsinde geçen süre cezadan düşülür mü?
Düşülür. Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezadan bir gün olarak mahsup edilir.
Tedbir ne kadar sürebilir?
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıl (bir yıl uzatılabilir), ağır cezalık işlerde en çok üç yıldır; bazı suçlarda uzatmayla birlikte toplam süre daha uzun olabilir. Çocuklarda bu süreler yarı oranında uygulanır.
Ev hapsi adli sicil kaydına işler mi?
İşlemez. Konutu terk etmeme bir koruma tedbiridir; adli sicile ise kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Tedbirin uygulanmış olması, kişi hakkında suçluluk anlamı taşımaz.
Beraat edilirse tazminat istenebilir mi?
7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra istenebilir. Başvuru Tazminat Komisyonuna, kesinleşmenin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde yapılır.
Sonuç
Konutu terk etmeme yükümlülüğü, tutuklama yerine uygulanan ancak kişi özgürlüğünü önemli ölçüde sınırlayan bir adli kontrol tedbiridir. Tedbir azami sürelere tabidir, dört ayda bir denetlenir ve altında geçen her iki gün cezadan bir gün olarak mahsup edilir. Tedbirin kaldırılması her zaman istenebilir; beraat hâlinde ise 2024’ten bu yana Tazminat Komisyonuna başvurularak tazminat talep edilebilir. Somut duruma ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçilebilir.
Mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun.
Bu yazı, 16 Ekim 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuata göre hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için hukuki destek alınız.
